M. Uğur Şahinol'un Facebook profili


COŞKUN BİR SU GİBİ AKIYORDUN YANIMDAN.
DAHA DÜN ELLERİMDEYDİ ELLERİN. ŞİMDİ NEREDE OLDUĞU BELİRSİZ BİR UMUT OLDUN İÇİMDE.BEN ÇOKTAN ÖLDÜM SEVGİLİM;

...::: SAHINOL :::...

18/9/2008 - AKIL ve ALLAH

- Leyla ile Mustafa'ya Ek

Gözlerine diken batmıştır

Gözlerindeki diken kalbini kanatmıştır

Kan kalbinden gözlerine sızmıştır.

 

Senden sonram yok benim

Senden sonram alaca bir aydınlık

Senden sonram sensiz

Senden sonram, Leyla’m gitme

Başka türlü hayaler kaplar aklımı

Başka türlü yaşamlar çeler kalbimi

Ölü bir kadın girer aramıza başka türlü bir kan sızar dudaklarımdan

Ölü bir adam girer aramıza başka türlü bir kan sızar dudaklarından

Anlayamaz, ağlayamazsın

Başka türlü bir yaşam,Leyla’m

İstanbul’da

Bir yağmur başlar utanmaz

Uslanmaz bir hayal çalar bedenini

Benliğine hayasız adamlar nüfuz eder

Kadınlar teker teker alır canımı.

 

Denize düşen gibi,

Akrep gibi,kadın gibi,

Şeytan gibi

Bir hiç alır çaresizliğimi

Bir hiç senden bana kalan kışlarda

Yoksul sofrası kadar akıl ve Allaha yakın

Yoksul sofrası kadar günaha ve acıya yakın

Bir çocuk kadar masum,çaresiz.

Sen gittiğin gün

Ben Adem kadar günahkar

Bir çıyan kadar pis.

Keserim senden kalan sensiz bileklerimi.

 

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/5/2008 - Aynı Kör Karanlık

Kadınlar penceremden kaçardı
sen bana bakardın.
saçlarından dökülürdü yeryüzüne başka yaşamlar
sen
uzaklara dalardın, utanırdın.
Kimliksiz kimselere bırakırlardı seni
ellerinden bana kan sızardı
kan dudaklarımdan sana akardı.
Utanırdın,
öpmezdin
belki,
yalnız ölecek kelebekler gibi ürkek kaçardın
kan dudaklarımdan sana akardı.

Uzanırdım sensizliklere
kaçak bakışlar başlardı gözlerde
sarhoş cümleler ağzımda
ben en çok sen bilmiyorsun diye içerdim
içkilerde kendimi sanata vurup
sanatın utanmazlığına satardım kendimi
en çok senden yana olurdum
kelimelerimi kıstırıp, bir olur olmazda
ölmüşlerine söverdim
idam verenlerin
belalar okurdum korkarak
kokumdan korkaklağım aşikar
ben sana aşıkar
satmışım anasını hayatın
tüm cilvelerine kanmışım kadınların ama
en çok sana yanmışım
yanık kokuları içinde
çocukluğuma öykünmüşüm.
Çocukluğuna dönmüşüm,
ellerinde yaralı karanfiller.

Sen erişilmezimsin.
Saklanmadan haykırdığım
en olası olasılıksızllığımsın
sen nesin
nerdesin.

Usanmış çocukların gözlerinden doğdum yeniden
saksılarda sakladım kirpiklerini
büyüttüm
koca bir ümit yaptım kendime
büyüttüm
ellere verdim çaresiz.

Bir ölüm gibi geldi şehirler bana
bir ölüm gibi soğuk ve karanlık
ve bir ölüm
tahtaların ardında, altında belki
ürperen solucanlar misali
didik didik ederler bedenimi
ve bir ölüm
senden bana, yana yakıla sızan bir sızı.
--------------------------------------------------------------------------------

İZEDEBİYAT Sayfam.

http://www.izedebiyat.com/yazar.asp?id=3192

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/1/2007 - ELA İle AHMET

SONU ÖLÜMLE BİTECEK OLAN BİR AŞKIN İLK CÜMLELERİ


Ela ve Ahmet'in ilk satırları.


En çok

sana benzeyenleri gördüm düşlerimde.

Ve en çok

seni özledim,

özlediğimi sandıklarımın içinde.


ELA İÇİN SÖYLENECEK HERŞEY



1.BAP  ( söylenememiş sözler )

 

1 – Ela’nın Gözleri

Şimdi kime anlatsam

Hayra yorulmayacak bir son bekler herkes

Kime anlatsam

Kalemimi kalbime saplar.

2 – Çile

Şimdi kalbini açsa kıyamet koparacaktır.

Gözlerini çevirse,

Adamın içinden ölüm geçecektir.

Fakat umut adamın elleriyle kadının ellerindedir.

Ve kadın kendinden büyük bir hasretin,

                                   En kutsal emanetidir.

3 – Hasret ve Yalnızlık

Ela yüreğinin hırçınlığıyla baktı adama. Kimse göremedi onun gözündeki öfkenin kudretini. Ahmet, Ela’nın bembeyaz ellerine uzandı, rüya kadar yakın olan ellerine, rüya kadar uzak ellerine. Ela çekti ellerini. Ahmet’in içinden bir kadın geçti. Ahmet’in içinden işte şimdi diyebileceği bir an geçti. Sustu. Susmak zorunda bırakılan bir çocuk gibi eğdi boynunu. Ahmet tuttu kendini, kendine sarıldı. Ağladı sonra, Ela’nın gözleri önünde, gözlerinden akan kanla. Çırpınışları boşunaydı, biliyordu, eriyordu.

4 – Ela’nın Elleri

Bir çocuk gülümser olur olmaz yerde,

Ela’nın aklında.

Bir çocuk kahramanlaşır Ela’nın ellerinde.

Ve Ela

Ellerini kaldırıp göğe

Ahmet’in gözleri önünde,

Bembeyaz elleriyle

dokundu bir başkasına

O dokunuş

Ahmet’in parmaklarından kaydı yeryüzüne

Yeryüzü Ela’nın parmaklarında parçalandı.

( Dökülüyordu kırmızı ojelerinden bir hayat

Ahmet’in zavallı gözlerine )

 

Tututuğum, dokunamadığımsın.

( Ela, Ahmet'in içinde derin bir yara açıyor. )

 

Üzülme Ahmet,
bir gün,

gün gelir yani,
kavuşur ellerim sana.


Ahmet Karalar Bağlıyor. Ela İçin Şarkılar Söylüyor. ( İlk Gün )

 

      Bir bahar günü görmüştü Ahmet Ela'yı. Olmaz dedi kendine bu kadar güzel olmak için insanın şeytanla anlaşma yapması gerekir. Ama güzeldi işte Ela ve şeytan o doğduğu gün yeryüzünün yakınlarında bile olamamıştı. Kapadı gözlerini Ahmet. Ellerine dokunmamak için Ela'nın, paraladı kendini. Derin bir iç acısı duydu sonra biliyordu bu ilk karşılaşma hayatından silinip gidemeyecekti. Fakat Ahmet garip bir şekilde o günü unutmak çok sonralarını aklında tutmak istiyordu. Ahmet'in akllı oyun oynuyor Ela tüm güzelliği ile karşısında duruyordu.

      Ahmet çaresiz kalmış, kendi kendine gülmüştü. Ela bir nisan yağmuru gibi derin bakışlarıyla baktı Ahmet'e. Ölmek bu olsa gerek dedi Ahmet hemde yakışıklı ölmek. Umurunda değil o vakitten sonra gülmek yada ölmek. onu görmüştü bir kere, cenneti görmüş saydı kendini. Ama...

      Ahmet'in gerçeği vardı karşısında çırılçıplak duran.


Sana çiçekler yolladım
Gül benzinde solmayacak
                     gülüşler yolladım.
Umutlar yolladım.
En çok saçlarına yakışan,
gözlerimi yolladım.
Sen ellerimi de al,
habersiz.
Bırak beni bir başıma,
çaresiz.

En çok sana yakışan düşlerimi de al.
Küçüğüm,
yıllarımı da al.


2.BAP  ( Yarım Kalan Sözler )

Ahmet diyecekti ki;
Ela yüzünle yüzümün arasında başka gözler var.
Ellerinle ellerimin arasında özlemler,

Şimdi kime anlatsam
Savaş hazırlıkları yapar
Kime anlatsam
Yüzüme tükürmeğe yeltenir.
Ama
Fırtınaya yakalanmış zavallı bir serçe gibi savrulurlar
Zavallı bir fidan gibi yıkılıp yok olurlar.


1 – Korku ve Yalnızlık

korkan çocuklar gibi titriyor gözlerim
nasır tuttu parmaklarım
yazarken sana her gün gönderemediğim mektupları
sevgilim ben çoktan öldüm.

2 – Ölüm

Nasıl olsa bitecek bu hayat
Senden uzakta
Rabden korkan aklımla sığındım yine Rabbe
Kendime sakladım kendimi
Görme diye korkaklığımı
Ela ben senden ayrı sarışın bir hayat geçirdim bunca yıl
Sarışın bir ayrılık girdi aklıma yıllarca.

Yazık olmuş yarınlara bıraktım kendimi, tonlarca

Ve garip bir uyuşukluk kapladı bedenimi.

Sen yokken,

ben en çok ölmek istedim


 

Adının karşılığı yoktu hiçbir lügatta. Adının karşılığı güllere kokusunu veren sırdaydı. Adın adımda gizliydi. Ela bir kız çocuğu girecek ellerinle ellerimin arasına sen o an anlayacaksın, senden nasıl kaçamadığımı. Ben sana tutkundum. Senin ismine yazılmış kaderim, senin isminle sonlanacak. Anlamalısın, başka kimsem yok, kimsesizim senden sonra her zaman. Her zaman senden yana hayatım. Kimsesiz kimliklerin içindeyim sen yoksan.

 

3 – Nasıl olsa bitecek olanın erken gerçekleşmesi

 

Ahmet uğuldayan gözlerle baktı, kendine

Ne bir istek, ne bir telaş kaldı bedeninde,

Uzun zamanlardır süren,

Ve esmer bir çocuk gibi kahverengi gözleriyle titreyen,

Titreten bir his sardı içini.

Şimdi kendinden intikam alma günü gelmişti.

Son bir kez Ela’nın hayalini kurdu

Ve

Ela için söylenecek her şeyi,

İşte şimdi söylüyordu, ölüyordu.

 

 

( Bitirilmiş sözler )

 

Ela baktı arkasından Ahmet’in

Garip bir arabanın arkasında

Yüzünü görmeden uğurladı.

Ağladı.

Ela en çok Ahmet’i sevmişti.

Ahmet en çok Ela’yı.

Ama

Son söz Ahmet’e kalmıştı.

Yarım bıraktığı mektupla sözlerini bitirmişti.

 

Ela kocasından gizli yıllarca mektubu sakladı hiç okumadan. Bir gün dünyasının en güzel şeyi okuldan eve döndüğünde annesini yerde yatarken buldu. Elinde bir kağıtla. Çocuk kağıda bakıp, özenle katlayıp saklayıp, babasına haber verdi. Mektup bir daha hiç açılmadı.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/12/2006 - İHTİMAL

İHTİMAL

 

İhtimal bir yangının içindeyim

Nasıl ki karanlıklar içinde kalmış aklım

İhtimal bir hasretin içindeyim

Nasıl ki senin yanında senin uzağındayım

Parçalanmış yüreğin bir parçasıyım.

 

İhtimal bir yağmurun içindeyim

Damla damla gelen bir hasretin parçasıyım.

Her zaman senin uzağındayım.

 

Seninle aramda büyülü bir fener yakıldı.

Elleri birbirine değen iki yeni sevgili gibi

Titredi birden gözlerim

Bir büyülü şarkı okundu.

 

- ben çoktan yaktım kendimi, sen yanma diye. Sen parçalanma diye ben parçalara ayırdım kendimi. Kendimi hapsettim sana, sen yanma diye

 

İhtimal bir yokluğun,

                        Yok olmuşluğun içindeyim.

Sensiz yoklukların, yakarışların içindeyim.

 

- dışarıda yağmur var düşümde sen. Düşüm kadar güzelsin hala, düşüm kadar alımlı. Ensenden omzuna dökülen saçlar, kokun. Yakama yapışmış güzelliğin sevgin. İçime çekmişim derin bir nefes gibi seni.

 

“Galiba eski bir liman üzerindeyim”

İhtimal bir sevdanın içindeyim

Kokusu sinmiş parmaklarıma kokunun

Bakışın kalmış bakışlarımda.

 

- gülümse, şimdi bu şiirin içinden geçeceğiz, bir hayatın içinden, bir aşkın içinden. Utanma ne söylersen sevdamdır. Ne yapsan ağrımdır.

 

Yüreğim ensende

Sesin gönlümde

Yakarken bütün şehri

Büyük yangınların içindeyim.

 

Yüzün aynadaki yüzümdür.

Ve belki ihtimal

Ama kuvvetli bir ihtimal

Yüzün alnımın yazısıdır.

 

- ben bir depremin içindeyim, sen sarsılma diye, sen yıkılıp yok olma diye ben bir büyük felaketin içindeyim.

 

Gitme bir deprem girer aramıza

Huysuz bir çocuk

Felçli bir yüz girer hayatımıza

Yatalak bir hasta.

Gitme aramızda hiç bitmeyecek bir ayrılık başlar.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2006 - LEYLA ile MUSTAFA

LEYLA İLE MUSTAFA’NIN HİKAYESİ

 

 

Leyla bir gece yüzünü sahile döner, Mustafa arkasında şehrin karmaşık ışıklarını izlemektedir. Leyla aniden Mustafa’ya döner “ Ayrılalım” der.

 

1 – Mustafa’nın Halidir.

 

Ne dokunsan ağlayacak halim var

ne dokunsan susacak

böyle dolanır dururum

hiç durmadan kendi içimde

kendime küz bir edayla.

 

- her yürek kendine yangındır aslında,

her yürek kendinden bir parça arar kendinde. –

 

Kuşku,

            merak,

                   ve tutku.

Hayat!

Korku içimde aç bir aslan şimdi,

Aslan sıkılgan bir zaman

Zaman afacan bir çocuk.

 

Ruhum ne varsa bende senden yana ( dön başa )

Ruhum ne varsa alemde, içimde.

Ruhum;

            Konuşursan alimsin

            Susarsan adam.

Ruhum, senden aldım bu aklıma sığmayan hayatı.

 

Hayat

bir ekmek gibi belki;

ekmek

yanı başında bir yoksul sofrası;

yoksul;

Ruhundur

            Bedenindir

Aklındır.

  


 

2 – Leyla gidiyor

      Leyla giderken Mustafa’nın söylediği sözlerdir.

 

 

Sığmıyor hiçbir teselli acılarıma

sığmıyor hiçbir söz aklıma

ne senden ayrı bir hayat vardı Leyla,

ne senden başka bir aşk

                                   dünyada.

 

Git Leyla;

Gidişin esaretim oluyor kendime

Git;

Nasıl olsa dönüyor dünya,

Git Leyla,

Kelebekler gibi hafif, ürkek

Şiirlerimin üstüne basa basa git.

 

Ya ellerin ellerimin üzerindedir,

ya ellerin ay’ın üzerinde.

Leyla senin yüzü,

masum, ürkek ve cesurdur

ve yalnız,

            sesinin aydınlığında değişen hayat

            kusursuz, küçük ve kaçaktır.

Unutma Leyla,

            unutulanlar hep korkaktır.

 

Bir akşam vaktidir,

gülüşünün kızıllığı ve yüzünün güzelliğidir,

ve içime doğan

ellerinin beyazlığıdır.

 

Bilirsin Leyla,

ne nefrettir düşünü sevdiğinden ayıran

ne ölüm.

Ah! Leyla bilmezsin

ne trenler geçer içimden yokluğunda.

 

Hep güzelmiydi senin yüzün,

Gözlerindeki hüzün,

Hep böylemiydi ellerin,

Kederin hep ıslakmıydı.

Ah…!

İnansan Leyla

            Ruhumdan sana vuran aşka,

Sen hep mi güzeldin ?

 

Saçların, saçların, saçların

dalgaların ta içinde boğulurken çaresizce,

sarılmak son bir umut ile

                        umudum olan sözlerine.

 

Alnımdan terler dökülür Leyla

en karanlık gecelerde,

tek bir gözündür odama nur gibi doğan.

En karanlık gecelerde,

en aydınlıktır düşün.

 

Güz mevsimidir artık

sararan sokaklar, anılar

bir küçük fotoğraftır yüzün

siyahın ve beyazın,

aydınlığın ve karanlığın.

 

Bir çığlıktır sesim şimdi…

Leyla,

yokluğunda kâğıttan yapılmış kentler batar ellerimde.

 

Ne oldu da kara gözlerini

            kapkara düşlere yatırdın.

Ne oldu da kirpiklerini kestin

                        gözlerini eğdin.

Sana kaçmak isteyen bütün hayallerimi

Ne oldu da körebe oyununa çevirdin bu aşkı.

Leyla

Sen inanmasan da

            Ellerinin beyazlığı içinde savrulur hayatım

Leyla sen görmesen de,

Kalabalıklar geçer içimden

                                   Yokluğun da.

 

( Anlatılanların içinde bir muhakkak vardı

Aklın sınırında kalan bir büyük )

 

Unuttuk Leyla.

Dar sokaklarda başlayan aşkı

en karanlık gecede sonlandırdık.

 

Unutmuş gibi olsak da Leyla,

hep yan yana yürüdük.

Hep

      hep

            hep,

ne olur unutma Leyla.          

 

3 – Leyla’nın Mustafa’yı Tesellisidir.

 

Kara kuru bir aşk değildi kuşkusuz,

kusursuz büyük bir sevda

ve aydınlık birer yürektik Mustafa.

 

Sana bereketi anlatacağım,

kudreti, esareti,

                        yalnızlığı.

 

Mustafa sen;

Derin ve yeşil gözlerinle

Umudun, hasretin ve sevginin ateşinde

Sen hayallerinin peşinde,

Mustafa sen;

Koskocaman bir adamsın içimde.

Anlatılmaz, anlatılamaz aşkın aklımda

ak düşmüş saçlarınla,

sen

yalnızlığımın tek emanetçisi.

 

Anlamalısın Mustafa.

Hayat bir garip tutku içimizde

Ölüm hiç gelmeyecek bir misafir,

Gitmeliyim Mustafa,

Anla ne olur

Sana sıralanmış cümlelere

el gibi bakma

bakma bana böyle,

severken de gider insan

ve severken

daha yalnız

daha korkak

çaresiz

daha bir umutsuz

daha bir çocuk olur.

 

Hem ben senin

en olmaz yerlerde,

en olmaz olaylarda

ve en büyük karanlıklarda

en güzel aydınlığına tutundum

            tutunduğum en ince dal

                                   en köklü ağaç

                                   en ürkek çocuktun.

Ben korktum Mustafa

insan böyle severken kaybediyor kendini,

anla Mustafa

deli gözlerinde

deli dolu bir kadınsın de anla,

içimdeki büyük aşkın

            büyük yalnızlığısın de.

 

Mustafa bunlar,

            seni sevmenin abecesidir,

tan yerinin kızıllığı

ve güneş gibi neşen

Mustafa bunlar

            senden ayrılmanın çilesidir.

Ellerinin uzağında,

senden tonlarca uzakta.

 

Diyeceksin ki bu gidişin manası ne o zaman

Ama,

Anlamalısın Mustafa,

Bir tüy kadar hafif olsa da şimdi yüreğin,

Kayıp gidecektir gözlerindeki hüzün.             

 

Bir gidişi düşün,

El sallamayacak kadar kırgın,

                                       Ve umutlu.

Bir dönüşü

                Düşünme Mustafa.

Çıldırsam da kollarından, kucağından uzakta

Bir dönüşü düşünme Mustafa.

 

4 – Mustafa’nın Cevabıdır.

 

Yanarım Leyla,

            ateşler içinde

acıtırım canımı.

Ve Leyla bilsen

acı çekerken insan,

daha bir kudretli seviyor, sevdiğini.

Anlasan acının insanca olan tarafını,

böyle bırakıp gitmezdin beni.

ve belki Leyla

sen uzak hayaller peşinde koşarken,

ben senin peşinde kurarım hayallerimi.

 

Bak aydınlık tüm düşlerim,

aydınlık sana olan sevgim,

nasıl yazılmışsa kaderim

öyle yazılırım sana.

 

Dinle Leyla,

            yılanların süründüğü

            Adem babadan kalan miras

            Havva anadan kalan yalan

            Kabilden kalan ilk günah

            Efendiden kalan son iman

Sen,

Leyla düşünsene.

 

Sen tanımasan da Leyla

ben burada

etim,

                  kemiğim,

                        kanımla,

inandığım iman ile

sarılırım senden kalan hatıralara

gömerim kendimi acıların ortasına.

Leyla duy beni!

Bir karanlık gibi çöksem de içine bu gidişinde

Leyla duy beni!

Çok uzaklar da olsan da

umutsuz utkulara utanç vurma,

çok uzaklarda olsan da Leyla.

 

Ezildim güzelliğinin altında.

Ben ne Prometheyim

                        ne Mevlana

ben Leyla

senden uzak bir depresif gecenin içindeyim.

Usançlıyım, usluyum, umutluyum

ben Leyla,

sensiz yoklukların

            cehennemlerin içindeyim.

 

Düş yarısıdır

            özlem yarasıdır

                        yokluğunun çilesidir.

Eğip başımı yarınlara,

Sensiz geçecek ömrün çilesidir.

 

Leyla;

Sen gittiğinde;

Eceli gelmiş kuşlar gibi sarsılıyor kanatlarım.

 

Beklerim elbet

Beklerim sevgilim

Hep hayaller içinde kalsam da

Sen sevgilim, Leyla’m

Bembeyaz tenin ve ellerin

            Gurbetindeyken gönlümün

Aşk varsın vursun,

En olmaz yerlerinden hayatımı.

 


5 – Mustafa’nın Çaresiz Kaldığıdır.

      Ve Leyla’nın Giderayak Son Kez Mustafa’ya Sarılmak İsteğidir.

 

Değerken dudakların alnıma,

hatıramdaki büyük aşkına,

Mustafa sen;

            kederimin aynası

Mustafa sen

            ellerimin nasırı.

Değerken dudakların alnıma,

kadınlığımın o muhteşem gururuna,

Mustafa sen

            umudumun anahtarı.

 


6 – Son Vakit Gelmiştir. Mustafa gözlerindeki aşk ile sarılmaktadır Leyla’ya ve Leyla boynu bükük kolları sarkık sarılmaktadır Mustafa’ya. Sonra sıkıca sarılır, son bir öpücük kondurur. Mustafa derin bir iç geçirir, ağlamaktadır.

 

Leyla son saatidir içimdeki fırtınanın

Leyla bitmiştir umut.

Çok uzak yolların en aydınlık ufukları

artık içimizde hep karanlıktır.

doğan yeni bir acı

yeni bir ayrılık başlangıcı.

 

Leyla mistik bir güç olmalı aramızda

Dinsel bir acı.

Tanrısız bir kul olmalı aklımızda

Ve korku nedir bilmeden,

Karanlığın içine dalmalı insan

Unutup insanlığını,

Kendine kıymalı önce.

Anlamalısın Leyla,

Senden uzak bir hayat yok bende,

Senden uzak bir karanlık içimde

Anla ne olur,

Bak titrek ellerimden dökülen sızı

Kandırmamalı seni

Ben korksam da bu büyük muammadan

Kaçınılmaz değimlidir şimdi yaşanacak olan.

 

Mustafa ölüm dörtlüklerini sıralamıştır. Leyla’nın gözleri endişeli, ihtimal vermemektedir Mustafa’nın dokuz tahta altında yatacağına. Ama Mustafa titrek ellerinin en cesur haliyle kaldırır dedesinden kalma uzun namlulu Brovning’i alnına dayar. Leyla son kez baktığının farkında olmadan Mustafa’nın gözlerine, sarılmak için atılır öne doğru.

            Leyla dizlerinin üzerinde yalvarmaktadır, geç olan dakikaların geri gelme ihtimaline ama nafile bir yakarış yakar Leyla’nın gönlünü. Mustafa’nın ellerine dokunur sonra sıcak bir öpüş kondurur dudaklarına. Leyla başını kaldırır.

 

Az önce etimdin, kemiğimdin

Ayrılmakta zorlandığım sevgilimdin.

Mustafa sen,

Ah Mustafa!

 


7 – Leyla ağlamaktadır. Ve kısık sesinin hüznüyle aşağıdaki şiiri mırıldanmaktadır.

 

Ve seni kınayıp

kınalar yakıp bembeyaz ellerime

ellerini düşleyip,

düşleyip hiç gitmediğini ,

yatırıp kederimi uzaklara,

anlatırım kendime.

 

Bak her yer zamanın ve hayatın

                                   soluğunun işareti.

Bak her yerim ayrılık

her yerim senden bir meçhul

senden karanlık

haberin olsun.

 

 

Seni nasıl sevdim    

            Nasıl anlattım bilsen,

Mustafa,

            Dur biraz beni bekle

 sen yokken ben olsam kaç para.

 

 

“Kuşlar özgür değil sevgilim”

 

Yatırdım düşümü uzaklara

Uzakların içindeki sana

Dinle duymuyor musun beni

Ayak seslerim ve sesim yok bu seslerin arasında.

 

 

Sana şarkılar biriktirdim

Kahrolasıca hayatımdan izler getirdim sana

Ve yalnız yanlış şarkılar biriktirdim yine

Mustafa gelişi olmaz bu gidişinin

 

Seni sevdiğim kadar cesurum

Seni sevdiğim kadar ürkek

Ve kahramanım yalnız uyanacağım her sabah.

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->



Videolar