M. Uğur Şahinol'un Facebook profili


COŞKUN BİR SU GİBİ AKIYORDUN YANIMDAN.
DAHA DÜN ELLERİMDEYDİ ELLERİN. ŞİMDİ NEREDE OLDUĞU BELİRSİZ BİR UMUT OLDUN İÇİMDE.BEN ÇOKTAN ÖLDÜM SEVGİLİM;

...::: mahmutuğurşahinol :::...

6/11/2006 - LEYLA ile MUSTAFA

LEYLA İLE MUSTAFA’NIN HİKAYESİ

 

 

Leyla bir gece yüzünü sahile döner, Mustafa arkasında şehrin karmaşık ışıklarını izlemektedir. Leyla aniden Mustafa’ya döner “ Ayrılalım” der.

 

1 – Mustafa’nın Halidir.

 

Ne dokunsan ağlayacak halim var

ne dokunsan susacak

böyle dolanır dururum

hiç durmadan kendi içimde

kendime küz bir edayla.

 

- her yürek kendine yangındır aslında,

her yürek kendinden bir parça arar kendinde. –

 

Kuşku,

            merak,

                   ve tutku.

Hayat!

Korku içimde aç bir aslan şimdi,

Aslan sıkılgan bir zaman

Zaman afacan bir çocuk.

 

Ruhum ne varsa bende senden yana ( dön başa )

Ruhum ne varsa alemde, içimde.

Ruhum;

            Konuşursan alimsin

            Susarsan adam.

Ruhum, senden aldım bu aklıma sığmayan hayatı.

 

Hayat

bir ekmek gibi belki;

ekmek

yanı başında bir yoksul sofrası;

yoksul;

Ruhundur

            Bedenindir

Aklındır.

  


 

2 – Leyla gidiyor

      Leyla giderken Mustafa’nın söylediği sözlerdir.

 

 

Sığmıyor hiçbir teselli acılarıma

sığmıyor hiçbir söz aklıma

ne senden ayrı bir hayat vardı Leyla,

ne senden başka bir aşk

                                   dünyada.

 

Git Leyla;

Gidişin esaretim oluyor kendime

Git;

Nasıl olsa dönüyor dünya,

Git Leyla,

Kelebekler gibi hafif, ürkek

Şiirlerimin üstüne basa basa git.

 

Ya ellerin ellerimin üzerindedir,

ya ellerin ay’ın üzerinde.

Leyla senin yüzü,

masum, ürkek ve cesurdur

ve yalnız,

            sesinin aydınlığında değişen hayat

            kusursuz, küçük ve kaçaktır.

Unutma Leyla,

            unutulanlar hep korkaktır.

 

Bir akşam vaktidir,

gülüşünün kızıllığı ve yüzünün güzelliğidir,

ve içime doğan

ellerinin beyazlığıdır.

 

Bilirsin Leyla,

ne nefrettir düşünü sevdiğinden ayıran

ne ölüm.

Ah! Leyla bilmezsin

ne trenler geçer içimden yokluğunda.

 

Hep güzelmiydi senin yüzün,

Gözlerindeki hüzün,

Hep böylemiydi ellerin,

Kederin hep ıslakmıydı.

Ah…!

İnansan Leyla

            Ruhumdan sana vuran aşka,

Sen hep mi güzeldin ?

 

Saçların, saçların, saçların

dalgaların ta içinde boğulurken çaresizce,

sarılmak son bir umut ile

                        umudum olan sözlerine.

 

Alnımdan terler dökülür Leyla

en karanlık gecelerde,

tek bir gözündür odama nur gibi doğan.

En karanlık gecelerde,

en aydınlıktır düşün.

 

Güz mevsimidir artık

sararan sokaklar, anılar

bir küçük fotoğraftır yüzün

siyahın ve beyazın,

aydınlığın ve karanlığın.

 

Bir çığlıktır sesim şimdi…

Leyla,

yokluğunda kâğıttan yapılmış kentler batar ellerimde.

 

Ne oldu da kara gözlerini

            kapkara düşlere yatırdın.

Ne oldu da kirpiklerini kestin

                        gözlerini eğdin.

Sana kaçmak isteyen bütün hayallerimi

Ne oldu da körebe oyununa çevirdin bu aşkı.

Leyla

Sen inanmasan da

            Ellerinin beyazlığı içinde savrulur hayatım

Leyla sen görmesen de,

Kalabalıklar geçer içimden

                                   Yokluğun da.

 

( Anlatılanların içinde bir muhakkak vardı

Aklın sınırında kalan bir büyük )

 

Unuttuk Leyla.

Dar sokaklarda başlayan aşkı

en karanlık gecede sonlandırdık.

 

Unutmuş gibi olsak da Leyla,

hep yan yana yürüdük.

Hep

      hep

            hep,

ne olur unutma Leyla.          

 

3 – Leyla’nın Mustafa’yı Tesellisidir.

 

Kara kuru bir aşk değildi kuşkusuz,

kusursuz büyük bir sevda

ve aydınlık birer yürektik Mustafa.

 

Sana bereketi anlatacağım,

kudreti, esareti,

                        yalnızlığı.

 

Mustafa sen;

Derin ve yeşil gözlerinle

Umudun, hasretin ve sevginin ateşinde

Sen hayallerinin peşinde,

Mustafa sen;

Koskocaman bir adamsın içimde.

Anlatılmaz, anlatılamaz aşkın aklımda

ak düşmüş saçlarınla,

sen

yalnızlığımın tek emanetçisi.

 

Anlamalısın Mustafa.

Hayat bir garip tutku içimizde

Ölüm hiç gelmeyecek bir misafir,

Gitmeliyim Mustafa,

Anla ne olur

Sana sıralanmış cümlelere

el gibi bakma

bakma bana böyle,

severken de gider insan

ve severken

daha yalnız

daha korkak

çaresiz

daha bir umutsuz

daha bir çocuk olur.

 

Hem ben senin

en olmaz yerlerde,

en olmaz olaylarda

ve en büyük karanlıklarda

en güzel aydınlığına tutundum

            tutunduğum en ince dal

                                   en köklü ağaç

                                   en ürkek çocuktun.

Ben korktum Mustafa

insan böyle severken kaybediyor kendini,

anla Mustafa

deli gözlerinde

deli dolu bir kadınsın de anla,

içimdeki büyük aşkın

            büyük yalnızlığısın de.

 

Mustafa bunlar,

            seni sevmenin abecesidir,

tan yerinin kızıllığı

ve güneş gibi neşen

Mustafa bunlar

            senden ayrılmanın çilesidir.

Ellerinin uzağında,

senden tonlarca uzakta.

 

Diyeceksin ki bu gidişin manası ne o zaman

Ama,

Anlamalısın Mustafa,

Bir tüy kadar hafif olsa da şimdi yüreğin,

Kayıp gidecektir gözlerindeki hüzün.             

 

Bir gidişi düşün,

El sallamayacak kadar kırgın,

                                       Ve umutlu.

Bir dönüşü

                Düşünme Mustafa.

Çıldırsam da kollarından, kucağından uzakta

Bir dönüşü düşünme Mustafa.

 

4 – Mustafa’nın Cevabıdır.

 

Yanarım Leyla,

            ateşler içinde

acıtırım canımı.

Ve Leyla bilsen

acı çekerken insan,

daha bir kudretli seviyor, sevdiğini.

Anlasan acının insanca olan tarafını,

böyle bırakıp gitmezdin beni.

ve belki Leyla

sen uzak hayaller peşinde koşarken,

ben senin peşinde kurarım hayallerimi.

 

Bak aydınlık tüm düşlerim,

aydınlık sana olan sevgim,

nasıl yazılmışsa kaderim

öyle yazılırım sana.

 

Dinle Leyla,

            yılanların süründüğü

            Adem babadan kalan miras

            Havva anadan kalan yalan

            Kabilden kalan ilk günah

            Efendiden kalan son iman

Sen,

Leyla düşünsene.

 

Sen tanımasan da Leyla

ben burada

etim,

                  kemiğim,

                        kanımla,

inandığım iman ile

sarılırım senden kalan hatıralara

gömerim kendimi acıların ortasına.

Leyla duy beni!

Bir karanlık gibi çöksem de içine bu gidişinde

Leyla duy beni!

Çok uzaklar da olsan da

umutsuz utkulara utanç vurma,

çok uzaklarda olsan da Leyla.

 

Ezildim güzelliğinin altında.

Ben ne Prometheyim

                        ne Mevlana

ben Leyla

senden uzak bir depresif gecenin içindeyim.

Usançlıyım, usluyum, umutluyum

ben Leyla,

sensiz yoklukların

            cehennemlerin içindeyim.

 

Düş yarısıdır

            özlem yarasıdır

                        yokluğunun çilesidir.

Eğip başımı yarınlara,

Sensiz geçecek ömrün çilesidir.

 

Leyla;

Sen gittiğinde;

Eceli gelmiş kuşlar gibi sarsılıyor kanatlarım.

 

Beklerim elbet

Beklerim sevgilim

Hep hayaller içinde kalsam da

Sen sevgilim, Leyla’m

Bembeyaz tenin ve ellerin

            Gurbetindeyken gönlümün

Aşk varsın vursun,

En olmaz yerlerinden hayatımı.

 


5 – Mustafa’nın Çaresiz Kaldığıdır.

      Ve Leyla’nın Giderayak Son Kez Mustafa’ya Sarılmak İsteğidir.

 

Değerken dudakların alnıma,

hatıramdaki büyük aşkına,

Mustafa sen;

            kederimin aynası

Mustafa sen

            ellerimin nasırı.

Değerken dudakların alnıma,

kadınlığımın o muhteşem gururuna,

Mustafa sen

            umudumun anahtarı.

 


6 – Son Vakit Gelmiştir. Mustafa gözlerindeki aşk ile sarılmaktadır Leyla’ya ve Leyla boynu bükük kolları sarkık sarılmaktadır Mustafa’ya. Sonra sıkıca sarılır, son bir öpücük kondurur. Mustafa derin bir iç geçirir, ağlamaktadır.

 

Leyla son saatidir içimdeki fırtınanın

Leyla bitmiştir umut.

Çok uzak yolların en aydınlık ufukları

artık içimizde hep karanlıktır.

doğan yeni bir acı

yeni bir ayrılık başlangıcı.

 

Leyla mistik bir güç olmalı aramızda

Dinsel bir acı.

Tanrısız bir kul olmalı aklımızda

Ve korku nedir bilmeden,

Karanlığın içine dalmalı insan

Unutup insanlığını,

Kendine kıymalı önce.

Anlamalısın Leyla,

Senden uzak bir hayat yok bende,

Senden uzak bir karanlık içimde

Anla ne olur,

Bak titrek ellerimden dökülen sızı

Kandırmamalı seni

Ben korksam da bu büyük muammadan

Kaçınılmaz değimlidir şimdi yaşanacak olan.

 

Mustafa ölüm dörtlüklerini sıralamıştır. Leyla’nın gözleri endişeli, ihtimal vermemektedir Mustafa’nın dokuz tahta altında yatacağına. Ama Mustafa titrek ellerinin en cesur haliyle kaldırır dedesinden kalma uzun namlulu Brovning’i alnına dayar. Leyla son kez baktığının farkında olmadan Mustafa’nın gözlerine, sarılmak için atılır öne doğru.

            Leyla dizlerinin üzerinde yalvarmaktadır, geç olan dakikaların geri gelme ihtimaline ama nafile bir yakarış yakar Leyla’nın gönlünü. Mustafa’nın ellerine dokunur sonra sıcak bir öpüş kondurur dudaklarına. Leyla başını kaldırır.

 

Az önce etimdin, kemiğimdin

Ayrılmakta zorlandığım sevgilimdin.

Mustafa sen,

Ah Mustafa!

 


7 – Leyla ağlamaktadır. Ve kısık sesinin hüznüyle aşağıdaki şiiri mırıldanmaktadır.

 

Ve seni kınayıp

kınalar yakıp bembeyaz ellerime

ellerini düşleyip,

düşleyip hiç gitmediğini ,

yatırıp kederimi uzaklara,

anlatırım kendime.

 

Bak her yer zamanın ve hayatın

                                   soluğunun işareti.

Bak her yerim ayrılık

her yerim senden bir meçhul

senden karanlık

haberin olsun.

 

 

Seni nasıl sevdim    

            Nasıl anlattım bilsen,

Mustafa,

            Dur biraz beni bekle

 sen yokken ben olsam kaç para.

 

 

“Kuşlar özgür değil sevgilim”

 

Yatırdım düşümü uzaklara

Uzakların içindeki sana

Dinle duymuyor musun beni

Ayak seslerim ve sesim yok bu seslerin arasında.

 

 

Sana şarkılar biriktirdim

Kahrolasıca hayatımdan izler getirdim sana

Ve yalnız yanlış şarkılar biriktirdim yine

Mustafa gelişi olmaz bu gidişinin

 

Seni sevdiğim kadar cesurum

Seni sevdiğim kadar ürkek

Ve kahramanım yalnız uyanacağım her sabah.

 

 

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->



Videolar